Okumayı “Diploma Al!” Olarak Algılarsak… (1)


Okumayı "Diploma Al!"  Olarak Algılarsak… (1)

M. Emin KARABACAK

Millet olarak okumaya ve okutmaya önem veren bir milletiz. Onun için nerde okuyan bir çocuk görsek "Adam olacak çocuk!" yakıştırmasını yaparız.

Okumayı o kadar önemseriz ki çocukları okutmak için vakıflar dernekler kurarız. Vatanına, milletine bilgili ve faydalı insanlar yetiştirmek için okullar açarız. Hatta bu çocuklara daha iyi imkânlar sunmak için yardım toplar, zenginlerimizin zekât ve sadaklarına da talip oluruz.

Ancak en büyük eksikliğimiz okumayı "Diploma" almak olarak algılamamızdır. Okumayı ve eğitimi "Diploma" olarak algıladığımızdan okulu bitirip diploma alınınca okuma da bitiyor.

Bugün birçok insan okulu bitirip diploma aldıktan sonra okumak için eline bir daha kitap almıyor. Eline kitap almayınca da kendini yenileyemiyor ve gelişmelerin gerisinde kalıyor. Hal böyle olunca bu sefer de yapılanları eleştirmeye başlıyor.

Bir gün, bir yayınevinde otururken yayınevi sahibi; yanındaki bir beyefendiye (sonradan bir kurumda müdür olduğunu öğrendiğim) beni tanıttı. O da: "Hocam, kitabınızı hanım okudu, çok beğenmiş, yüreğinize ve kaleminize sağlık. Ancak ben okuyamadım. Malum iş güç derken okumaya pek fırsatımız olmuyor." dedi.

Yine iş icabı bir işveren kardeşimizi ziyarete gittiğimde çocuk eğitimi ile ilgili kitaplarımdan birini hediye etmek istedim.  "Hocam bu ne?!" dedi. Ben de "Okumanız için size hediye ediyorum." dediğimde, "Hocam ben kitap okumayı sevmiyorum ama yine de alayım da hanım okusun!" dedi.

İnanın bu insanlara çocuk okutacağız yardımcı olur musunuz dense seve seve bunu yapabileceklerini düşünürüm. Fakat okuma adına aynı yardımı kendine yapmayı düşünmemektedirler.

"Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür de, kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez…" der Victor Hugo. Dünya da değiştirebileceğimiz tek kişinin kendimiz olduğunu ve dünyanın değişmesi içinde öncelikle değişime kendimizden başlamak gerektiği kimsenin aklına gelmiyor.

Kişideki değişim ve gelişim hakkında Konfüçyüs şöyle demektedir: "Dünyaya güzel karakterlerini göstermek isteyen eskiler, önce devletlerini düzene koymaya çabaladılar. Devletlerini düzenlemek isteyenler, önce evlerine çeki düzen vermek gerektiğini gördüler. Evlerini düzene koymak isteyenler, önce kişiliklerini terbiyeden geçirmeleri gerektiğini anladılar. Kendilerine çeki düzen verebilmek için önce düşüncelerini, düşüncelerini yoluna koyabilmek için önce bilgi eksikliğini gidermeleri gerektiğini anladılar. Sonuçta toplumsal değişimin kişisel gelişimle olacağının farkına vardılar."

Diploma Değil Merak İlmin Hocasıdır…

Atalarımız "Merak ilmin hocasıdır." demişler. Gerçekten de insanlarda akıl olmasaydı hiçbir şey öğrenemezdi.

Rabbimiz tarafından, "Annelerinin karnından hiçbir şey bilmezken çıkarılan" (Nahl,78) insanoğlu, öğrendiklerini de merak ile öğrenmektedir. Merak edilmeyen hiçbir şey, öğrenilememektir. İnsandaki merak duygusu olmasaydı bugün teknoloji çağını değil de ilk çağı yaşar olacaktı.

Çocuklar, ana kucağında, etrafı gözlemleyerek ve nesneleri ağzına alarak öğrenirken; konuşmaya başladıktan sonra da soru sorarak öğrenmektedirler. Özellikle de 3-4 yaşlarında çocukların merak duygusuna bağlı olarak soruları artar. Merak duygusu okul öncesi dönemde olduğu kadar olmasa da insanda ölünceye kadar devam eden bir süreçtir.



Previous
Next Post »